Ataletin bu mu Dünya

Tabi ki sen de biliyorsun ama ben bu sefer bir hatırlatma yapayım istedim.

Farkında olup eyleme geçmeme hareketidir atalet.

Ve evet, kolay değildir ataleti yenmek.

Atalete yenilmek kadar, aslında bir çok metodu da var onu yenmenin...

Temel başlangıç noktası hedef belirlemek üzerine kurulu! Yazılı kurallarla anlaşma yaptığın bir hedef olmadan başarılı olma şansı sadece şansına bağlıdır. Yani 1.kural hedefini belirle ve kendine bu hedefe ulaşmak için söz ver. Kendine verdiğin bu söz özsaygının karşılığı. Özsaygını kaybetme, onu ayaklar altına alma.

Zaman çok kıymetli. Hatta o kadar değerli ki, ancak geriye dönüp baktığında ne kadar hızlı geçtiğini görebiliyorsun. Bundan 10 sene öncesini düşün lütfen.

Neredeydin?

Nerede olmak istiyordun?

Bak şimdi; şu an neredesin?

Zaman yönetimi, farkında olarak yaşamak üzerine kurulu bir felsefe akımı gibi. Şu an bulunduğun konumdan memnun değilsen sana kötü bir haberim var, o da bunun hemen düzelmeyeceği gerçeği. Ama çok da iyi bir haberim var. Kurallara uyarsan hızına bağlı olarak bir kaç yılda hedefine ulaşma şansın yüksek. Özetle, zamanını iyi yönet. Nasıl yönetebileceğin ile ilgili çok fazla kitap ve video var. İşe koyulman için nasıl sorusunu sor kendine. “Ben zamanımı nasıl yönetebilirim?”

Önceliklerini belirle, sana katacaklarını düşün. Gerekenleri yapmazsan neler kaybedeceğini düşün. Tersine mühendislik yap, olmak istediğin yere git ve oradan geriye dönüp kendine bak. Belki 10 yıl sonrasına gittin şu an, bu 10 yıl nasıl geçti iyi bir analiz et. Zaferler mücadele etmeden kazanılmıyor biliyorsun. Her gün aynı şeyleri yapmaya devam ederek hayatında değişiklik olacağını bekliyorsan tam bir deli saçmalığının içindesindir demektir. Bu nedenle işe kendini değiştirmekle başlamalısın. Bunun için üretilmiş bir sihirli değnek yok maalesef. Aslında sihir de yok. Tek sihir sensin. Düşünebilme becerin senin sihrin aslında. Fark burada işte! Seni diğer canlılardan farklı kılan da bu.

Kilit altındaki kaderine ulaşabileceğin kapının altın anahtarı sende. Önce o anahtarın ne olduğunu keşfetmen lazım. Ne tek başına zeka, ne de tek başına akıl! Zekana akıl katarak düşün! Kutsal kitapta yazan ilk kurala uy önce: Oku!

Kişisel beceri kapasiteni yükseltebilmenin yegane yolu kişisel gelişim düzeyini ve entellektüel bilgi seviyeni artırmaktan geçiyor. Zahmetli değil mi? Zahmete ne gerek var dersen eğer, haline şükret ve konumunu korumaya devam et. Bil ki dünya sıralamasında senden daha alt sıralarda olanlar da var. Neden mi? Bu satırları okuyacak iki gözün varsa tek gözünü kaybetmiş olanlara göre sende bir tane fazlası var.

Sende başka fazla ne var?

...

Farkında olursan eğer, öğrenme hevesi ile okuma içgüdüsü milyarca nöronu harekete geçirecek. Her yeni bilgi düşünce şeklini değiştirecek, içinde bulunduğun kabın şeklini beğenmeyecek, hacmini yetersiz bulmaya başlayacaksın. O zaman kendine yeni kaplar bulmak için çabalayacaksın. Akışa bir kere kendini kaptırman yeter.

Demesi daha kolay değil mi?

Peki önemli bir soru var: "Nereden başlayacağım?"

Ben de bunun üzerine hep şunu söylüyorum, "Bir yerden başla da neresi olursa olsun!" Ama adı başlamak olsun.

Başlamak için alışkanlık değişimi şart tabi. Her yeni alışkanlık için eski bir bilgiyi silip yeni bir bilgiye yer açmalısın. Basitçe kendine format atmalısın. İki kuraldan bahsediyorum burada; bunlardan birisi uzay gemisi fırlatır gibi 5'ten geriye say ve sıfıra gelince başla kuralı. Hani demiştim ya kendine bir söz ver diye. Biraz çocukça olsun hatta, iki elinin serçe parmaklarını birleştir ve kendinle anlaşma imzala. Lades tutuş kendinle.

Sonra alaylı olmaktan çık. Tekniğe başvur. Beyin dili programcıları söyler ya 21 gün kuralı diye! Değişimin temel yapıtaşı kendini programlamaktan geçiyor. Sevdiğin diziyi kaçırmadığın gibi sahiplen hedefine. Güdümlü füze gibi ol. Her gün basit tekrarlarla ilerle.

Bak örnek vereyim sana...

Bugün 1 sayfa kitap okuyarak başla mesela, ama yarın 2 olsun, 21.günde de 21 sayfa... Farkında mısın 231 sayfa okudun bile!

Sigarayı azaltma hedefi koy mesela, içmeye devam edersen bir kaç sene sonra sağlığın iyice kötüleşecek biliyor musun? Kaybedeceklerini düşün sadece. Geleceğini bedavaya satıyorsun biliyor musun? Bugün içtiğin 20 tane sigarayı yarın 19 yaparsan 3 hafta içinde veda edeceğin bir arkadaşa sahip olma ihtimalin var artık. Karar verirsen neden olmasın, en azından bir dene.

Şu spora bir başlayamadık değil mi? Göbek simidi de olmaya başladı, basenler bıngıl bıngıl :)

Hani demiştim ya zaman çok hızlı geçiyor diye, bedenini ihmal ettiğin her gün postürün bozuluyor, kas kütlen düşüyor ve sonuçta ihtiyarlıyorsun. Doğru!

Sen de ben de bu dünyaya elveda diyeceğiz günün birinde. Ufak detaylara takılmamak lazım değil mi? Yoğun bakım ünitelerinde geçen geceler mi, fizik tedavi merkezlerinde randevusu alınmış bir ihtiyar olmak mı, yaşlılığında eşinle birlikte balkonda kahve sohbeti veya dünya seyahatleri mi?

Yine tercih senin bak.

Hayat sana hakettiğini veriyor, evet. Ama o ufak detayı paylaşmadan edemeyeceğim. Hayat peşin ödeme yaparsan istediğini veriyor. Önce emek, alınteri istiyor. Acılara dayanmanı istiyor. Hayat nazı sevmiyor, gözyaşlarına takmıyor. O acı ve gözyaşlarının ardına saklanıp ajitasyon yapmana da hiç aldırmıyor. Bedeli tarafımızdan peşin ödenmiştir diye kartvizit bırakılmış hayatlardan birini yaşamıyorsan eğer kendi kartvizitini kendin bastırman gerekiyor. 500 tanesini 25 liraya mı yoksa 200 liraya mı bastıracağına sen karar veriyorsun. Ne kadar biriktirirsen o kadar güzel bir kartvizitin oluyor. İşinde iyiysen, onca yıllık birikimin binlerce insanın gözü önünde olmasına şaşmamak gerekiyor zaten.

Özeleştiri yap diyorlardı bize anlamıyorduk. Kendine zoom yap diyorum ben artık. Şöyle iki parmağınla akıllı telefonlar gibi resmi büyüt ;)

İçten, doğal, samimi, duygulu...

Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı deyip sandalyenin tekerlerini döndürüp yüzünü gösteren Yeşilçam jönleri gibi…

14.06.2019

Ümit Sedat Bayram

Başarı eğitmeni / Kişisel Gelişim Uzmanı