Beğenmediğimizi Bir Tık ile Geri Alabilir miyiz?

Toplum olarak son zamanlarımızı hep istatistik ve hesap yaparak geçiriyoruz.

Partilerin seçim anketlerinde çıkan oy oranları, duymayı arzu etmediğimiz kahreden şehit sayıları, bugün kaç çikolata yediğini söyleyen evladınız, milyon dolarlı ve akla zarar rakamlarla futbolcu transferleri… Bu kadarı yetmez!

Ev ya da araba kredisinin kalan taksit sayısı, bu ay elektrik faturası ne gelecek acaba diye meraklı bekleyiş, işverenlerin ticari kredi ödeme günleri, her gün bakılan hava durumu tahminleri… Sayarken yoruluyor insan.

Ay sonu bütçesini denkleştirebilmek veya altılı ganyanı tutturabilmek için bile istatistik yapıyoruz.

Vilayetlerin plaka kodlarını bile ilkokulda ezberlemeye başlıyoruz. 67’ye kadar kolaydı, sonrası sıkıntılı! Eskiler daha iyi bilir. İl sayısının 81 olduğunu belki şimdi okuyup öğrenenler olacak.

Türev, integral bilmeye gerek yok, hepimiz matematikte epey bir yol aldık.

Peki sosyal paylaşım sitelerinde popüler misiniz?

Kaç beğeni aldınız? Erişim oranınız ne? Haber sitelerinin en önemli hedefi o haberi okutmak, renkli bir fotoğraf ve üstünde ilgi çeken birkaç kelime “o ilde deprem”, “altın fiyatı 2 günde….”vs vs

O linke bir kez tıklamanız yeterli. İstatistiğe katkıda bulundunuz, teşekkürler. Oldu olacak bir tıkla da bizi beğenin.

Geçmiş yıllarda iyi tanınan bir kişisel gelişimci abimizin seminerinde duyduğum “yaptığınız işlerle adınızdan söz ettirin, hayatınızı anlamlı hale getirin, öldüğünüzde alacağınız yer istatistik kurumunun ölenler hanesinde sadece bir rakam olmasın” sözü benim hayatımda bir mihenk taşıdır.

Şansınız var ise zar size düşeş gelir, kendinize koyduğunuz hedeflerin anlamlı ve ulaşılabilir hale gelmesi için bazen itici bir de güç gerekir. Asıl mesele o gücü bulmak!

Üniversiteyi bitirirsen kısa dönem şansın var, ama zengin doğmadıysan ya da bedelli için birikim yapmadıysan o şans da kuraya kadar. Sonra 81 vilayetten birine göreve…

Peki soruyorum: Genç yaşta hayatını kaybeden evlatların, vatan uğruna ölen Mehmet’lerin, polislerimizin bunda ne suçu var? Lütfen kader demeyelim. Kadercilik yaklaşımı diyelim.

Kaderimizi belirleyen şeyler nereden geldiğimiz, nerede doğduğumuz, nereye gideceğimiz değil! Yönetim şeklidir. Bu yönetime ister kendi hayatınızın yönetimi, isterseniz ülkenin sevk ve idaresi deyin. Yönetenler de etten kemikten, yönetilenler de! Hiç farketmez.

Yönetirken ve yönetilirken de karşımıza çıkan ikinci bir “çözüm süreci” var. Seçenekler! İyiliği ve doğruluğu seçmek bu kadar mı güç?

Bir çatalın ucuna gelirsiniz, karar verirsiniz. Hangi yol? Seçiminizin doğru mu yanlış mı olduğunu zaman içinde görürsünüz. Kendimizi bir bilimkurgu filminin içine koysak, orada iki hayatı birden yaşasak sonra da beğendiğimizi seçsek. Ne güzel olurdu!

Ya da beğenmezsek bir tıkla geri alsak!

Evrende bir nokta olmasına rağmen dünyamız devasa güzellikte. Güzellikleri hırslarımızla mahvediyoruz. Kesilen ve hektar hektar yanan ağaç sayılarını, her gün trafiğe eklenen araç sayısını, her ay ruhsatı alınan yeni binaları da unutmayalım, bunlar da istatistikten bir parça. Erozyona uğramış, sel suları ile denize karışmış şu kadar yüzölçümlü her toprak da yeşilsizlikten! Topraktaki suyu da havadaki oksijeni de tutan yeşildir, yeşil kalmazsa esmez arkadaş.

Bilgi, para, güç ve hatta sevgi de paylaştıkça artar. Hoşgörü ve iyilik size ne kadar uzaksa siz de mevlaya o kadar uzaksınız demektir. Aslında hedef tek olmalı; toplumun refahı için hırs, şöhret, ihtiras ve iktidardan uzak bir felsefe. Hayata geliş amacımız paylaşmayı ve öğretmeyi öğrenmek. Zekat sadece para vermek değil, yüreğinize sığmayan sevgiyi, bilgiyle doldurduğunuz zihninizi de başkalarına açmaktır paylaşmak.

Biz seçimimizi eğitimden, bilgiden ve sevgiden yana kullanmaya karar verdik. Bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz. İstatistiki bilgileri cebimize koyduk, dersimize iyi çalıştık, iş kazaları ve meslek hastalıklarının ülkemizde ve dünyada büyük kayıplara neden olduğunu biliyoruz. Üstümüze düşeni yapmaya devam edeceğiz.

İş güvenliği hakkında günden güne bilgi dağarcığımız genişliyor. İnsanımız yavaş yavaş bilinçleniyor. Avrupa’da anaokulunda başlayan trafik eğitimi artık bizim kreşlerimizde de verilmeye başlandı. Çok yakında anaokulu düzeyinde iş güvenliği eğitimlerinin verilmeye başlandığını da göreceğiz. Buna yürekten inanıyorum.

Peki siz;

Ayda 120 dolara çalışır mısınız? Hayır mı? Tebrikler! O zaman 1 milyar kişiyi geride bıraktınız.

Bakın istatistikler ne diyor:

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2013 Yılı İşçi Görünümü Raporu verilerine göre dünyada;

  • 1,1 milyar işçi günlük 4 dolara çalışmaktadır.
  • 50 milyon kadın ev işçiliği yapmaktadır.
  • Dünyada 168 milyon çocuk işçi var.
  • 232 milyon kişi memleket ve ülkelerini terk etmiş göçmen işçi olarak çalışmaktadır.
  • Her bir dakikada 4 işçi, iş kaynaklı hastalık veya kazalardan dolayı hayatını kaybetmektedir.
  • 8 Milyar işgücü olan dünyamızda her yıl 340 milyon iş kazası meydana gelmektedir.
  • Dünyada iş kazaları neticesinde iki milyon civarında çalışan hayatını kaybetmektedir.
  • Ülkemizde her yıl yüz bine yaklaşan iş kazası meydana gelmektedir.
  • Ülkemizdeki iş kazaları neticesinde iki bin civarında işçi hayatını kaybetmektedir.
  • İş kazası ve meslek hastalığının ülkemize yıllık maliyeti 10 milyar dolar civarındadır.

Aldık bir deniz yıldızını elimize, sallıyoruz tek tek denize…

13 Ağustos 2015

Ümit Sedat Bayram
Kişisel Gelişim Uzmanı & İş Hukuku Uzmanı