Güvenlik Kültürü ya da Nato Kafa Nato Mermer

Dünya Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan ve ölümlü iş kazalarının meydana geldiği ülkeler üzerine yapılan istatistiki bir çalışmaya göre dünyada 3. ve Avrupa’da 1.sıradayız.

"Bir Ülkenin Uygar olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız o ülkede insanların nasıl öldüklerine bakınız" sözü bize cuk diye oturuyor değil mi?

Dünyanın en anlaşılabilir, modern ve yaptırımı yüksek yasalarını yapsanız da her şey insan faktöründe bitiyor. Sonuç olarak o yasanın uygulanması, takip edilmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi insanımıza gelip dayanıyor.

Dünya Çalışma Örgütü’nün iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin 155 ve 161 nolu sözleşmelerine birebir bağlı kalınarak hazırlanan 6331 Sayılı İş Sayılı ve Güvenliği Kanunu, çalışma yaşamımızda işyeri güvenliği ve çalışan sağlığını gözeten önemli hususlar içermektedir. Buna rağmen yasal mevzuatın çalışma yaşamında uygulanması ve denetlenmesi konusunda ciddi eksiklikler bulunmaktadır.

Gelişmiş ülkeler işyeri güvenliği ve çalışan sağlığı ile ilgili olarak aynı mevzuatları yaptıkları halde neden bize göre daha üst seviyede standartları yakalayabiliyor ve sürdürebiliyorlar? Bu soruyu hiç düşündünüz mü?

Kişinin bir program dahilinde yaşayarak çalışması robotik gibi görünür ve hayatın peşine takılması anlamına gelir. Oysa kişinin kendini yapacağı işe hazırlaması, hatta adaması ve doğru stratejiler uygulaması ise o hayatı kendi peşine takması ile sonuçlanır. Akıl yaşta değil baştadır, nihayetinde beyin denen bir şey var.

Özellikle çocuk ve gençlerin eğitiminde alınan tüm dersler yaşamın ileri safhalarında onların daha etkili, medeni cesareti yüksek bireyler olmasını sağlar. Aynı zamanda saygılı, hoşgörülü ve çevresine duyarlı bireyler yetişir. İlim için Çin kadar uzağa gitmeye gerek yok!

Avrupa ülkelerinde okul öncesi eğitime başlayan çocuklara öncelikle güvenlik kültürü öğretiliyor. Sağlıklı ve güvenli bir şekilde nasıl yaşayacakları, can güvenliklerini nasıl sağlayacakları anlatılıyor. Trafik ve yüzme kuralları ile birlikte ev kazalarının önüne geçebilmek için yapabilecekleri ufak bilgiler veriliyor. Bir yangın veya duman görülmesi halinde elektriğin kesilmesi, ocakta unutulan bir yemeğin kapağı ile oynanmadan hemen ateşin kapatılması gerektiği gibi basit yöntemlerle sorumluluk bilinci oluşturuluyor. Bu sorumluluk bilinci çeşitli yollarla tüm okul yaşamları, üniversite hayatları boyunca aşılanıyor ve beyinlerine kazınmış oluyor.

İş Sağlığı ve Güvenliği alanında mevzuatlar ülkemizde yeni yeni anlaşılmaya başlandı, ilk başta yasal zorunluluklar ceza yeme korkusu ile yerine getiriliyordu, şimdilerde “eh buna da ihtiyaç vardı” gibi cılız söylemler yavaş yavaş şekillenmeye başladı.

Bizde ya yasalar topluma uymuyor, ya da toplum yasalara. Neden?

Bir kez daha ve ısrarla “Eğitim Şart”.

Arkadaş bi kurallara uyun artık diyesim var:

Yayalara yeşil yanarken onlara yol ver, karşıya geçmeye çalışan Hulusi amcamın üstüne aracını sürme.
Kırmızı ışıkta geçme!
Arabandan sigara izmaritini, içecek kutusunu ve çöpünü yerlere atma.
Yerlere tükürme, iğrençsin.
Çocuklarının yanında sigara içme, bi zahmet sen de içme!

Baretini tak, kemerini tak, kulaklığını tak, yap yap yap…

Yetkili insanların etkili, etkili insanların yetkili olduğu bir dünyada görüşmek üzere.

18 Ekim 2015

Ümit Sedat Bayram
Kişisel Gelişim Uzmanı & İş Hukuku Uzmanı