Her Öfkeli Yumruğu, Sevgiye Aç Bir Zihin Yönetir

Hafta sonu birkaç eğitimci arkadaşımla yaptığım sohbette okullarındaki bir sınıf öğretmenin 4.sınıf erkek öğrencilerine “centilmen olmayı” anlattığı ve erkeklerin kız arkadaşlarına karşı konuşma ve hareketlerinde daha nazik, daha kibar olmaları gerektiğini söylediğini duydum.

Arkasından ne mi gelmiş? Erkek öğrencilerin bir kısmı öğlen yemeğinden sonra kız arkadaşlarının yemek tabaklarını gayet centilmen bir şekilde alıp toplamışlar. Çözüm işte bu!

Tüm eğitimciler yıllardır söylüyor; eğitim, öğretim, uygulamalı anlatım. Bir sosyolog, psikolog veya bir psikiyatrist değilim ama çok okuyan ve yaşanılan olaylara duyarsız kalamayan bir kişisel gelişimci olarak çok klişe olacak ama bir de ben söyleyeyim istedim. “Eğitim Şart”.

Gündemimiz kadına şiddet. Duysusal olarak yıpranmamıza neden olan bu olayları ne tetikliyor? Bir insan neden şiddete yönelir, bu şiddet neden vahşete dönüşür. Düşünsenize bir ananın doğurduğu evlat başka bir ananın dünyaya getirip yetiştirdiği diğer evladı öldürüyor. Ben de biraz araştırma yaptım ve bu konudaki nacizane fikirlerimi paylaşmak isterim.

Bilim adamları şu konuda hemfikir: “Şiddet kuşaktan kuşağa aktarılan ve modelleyerek öğrenilen bir davranış biçimidir”. Çünkü çocuklar örnek alırlar, ne görürlerlerse onu yaparlar. Doğumdan itibaren zihinleri boştur ve bir sünger gibidir. Aile içinde şiddet gören veya şiddete tanıklık eden özellikle erkek çocuklarda kendini koruma içgüdüsüyle “güçlü olmalıyım” benliği gelişir. Korkuları ve yaşadığı tüm bu duygusal ortamlar çocukların ilerleyen yaşlardaki davranış biçimlerini oluşturacaktır. Hiç bir çocuk cani veya katil olarak doğmaz. Hangi çocuk “ben büyüyünce bir insanı öldüreceğim” der? Ne yazıktır, cennet anaların ayakları altındadır diyen bir toplum ferdinin duygusallıktan öte şiddete yönelmesi! Hele ki bir kadına zarar vermesi. Tüm öğrendiğimiz doğrulara ve inanca ters bir kere. Pardon! Ben öğrendim. Ya öğrenemeyenler nereden bilsin bunu?

Zaten boşuna söylemezler mi “her öfkeli yumruğu, sevgiye aç bir zihin yönetir” diye.

Kadına yönelik şiddetin o kadar çok karmaşık nedeni var ki birkaç cümlede tanımlayabilmek çok zor. Ama özetlenebilir. Örneğin erkeği şiddeti kullanma eğilimine yönelttiği varsayılan testesteron hormonu bir biyolojik nedendir. Erkeğin saldırgan davranışı bu hormonun en yüksek seviyelerde olduğu gençlik dönemleri değil midir? Mesela psikolojik faktörler; isteklerin gerçekleşmemesi, duygusal baskılar, sorumluluk bilincinin gelişmemesi, büyüdüğü ortamda aile içi şiddetin olması, eğitim eksikliği. Hani dedik ya şiddete maruziyet öğrenilen bir davranış diye; işte bu da sosyal boyutu. Bilimadamları en önemli öğrenme kaynağı olarak şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesi olduğunu göstermektedir.

Aile içinde erkek çocuğa en yüce davranış modeli ile yaklaşmak, anlamayana söyleyeyim “amcalara göster”modeli! Sünnet törenlerinde erkekliğe adım atılan günde verilen şölen, kız kardeşini döven erkek çocuğun ailede itibar görmesi, toplumun değer yargılarında kızını dövmeyen dizini döver anlayışı.

Törelerimiz var, namus denilen kırmızı çizgi kadınlar için daha kalın, aldatmak kadın için boşanma nedeni, erkek için cinayete teşebbüs.

Yoksulluk ve düşük gelir durumu gibi bir de evde kadının sesini çıkaramadığı ekonomik nedenler var. Bağımlılık zorunluluğu, şiddet ise korkuyu ve sessizliği getiriyor.

Çözüme yönelik, toplumun her kesiminde seferberlik ilan edilmeli. Devlet yasal düzenlemeler ve yaptırımlarla üstüne düşeni yapmalı, tüm eğitimciler çocuk yaşta öğrencilerine centilmenliği anlatmalı, tüm ana babalar her türlü zorluğa ve ekonomik kaygılara rağmen evlatlarının üstüne titremeli. Eğitim evde başlamalı, evde başlatılmalı…

22 Şubat 2015

Ümit Sedat Bayram
Kişisel Gelişim Uzmanı & İş Hukuku Uzmanı