İlk Emir Neydi? Çakraları Açma Vakti Gelmedi mi?

Çok eskilerden; kendi gölgesinden yararlanarak piramitlerin boyunu ölçen batı felsefe tarihihinin ilk filozoflarından Thales’e birisi sorar:

“Sana göre dünyada biricik devamlı olan şey nedir?” Thales: “Ümit… Zira bizi en son bırakan şey budur ”diye cevap verir. “Peki, öyleyse en kolay olan şey nedir?” diye sorulunca da “Başkasına nasihat vermek” diye karşılık verir.

Kimine göre doğrudur, kimine göre ise yanlış. Günümüz kutuplaşma dünyasında siyah ya da beyaz kavgası sürerken uzlaşma arayışı ile gri demek artık çok zorlaştı. Çünkü her zaman biz haklıyız. Yanlışa giden yolda, yanlışı bile bile, bazen bir inat uğruna, bazen de ağır basan egolarımızın hakimiyeti ile doğru yola girmeye zorlanıyoruz.

Bildiklerimizi paylaşma yoluna gidiyoruz, bazen de paylaşmıyoruz. Kendimize sakladığımız bilginin bize ne faydası var ki! Bir yazımda, Francis Bacon’ın “Bilgi güçtür. Bilginin kendisinde büyük bir kudret vardır.” sözleri, bilginin ve buna değer vermenin somut bir göstergesidir demiştim. Kutsal kitabımızın nasıl başladığını unuttuk mu? İlk emir buydu: “Oku!”

En son okuduğunuz kitap neydi? Ya da okuduğunuz bu kitabı kaç arkadaşınıza anlattınız, tavsiye ettiniz?

Kitaplar sünger gibidir. Elli yaşına gelmiş bir yazarın son yirmi yılda yazdığı on kitabı okumanız o yazarın elli yıllık yaşamındaki tecrübelerini bir bir içinize çekmeniz demektir. Tecrübelerin paylaşılması bana göre doğaüstü bir güçtür. Böyle bir gücüm varsa neden paylaşmayayım.

Evrenin çekim yasasından bahsedilir. Ne kadar paylaşırsan sana o kadar geri döner! Bu sevgi için de, pozitif enerji için de, bilgi için de böyledir. “İyilik yap denize at” felsefesi!

Çakralarınızı açma vakti geldi değil mi? Felsefeye devam o zaman.

Siyasetin dine musallat olduğu günümüzde ben de edebiyata dini bir atıfta bulunmak zorunda hissediyorum. Peygamber efendimiz bir kıymetli sözüyle “Hikmet, müminin yitik malıdır, nerede bulursa alır.”der. O yüzyılın koşullarında Hz.Ali tarafından söylenen “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü de kendisinin eğitime ve eğitimciye ne kadar önem verdiğini gösterir.

Kendimiz yapmadığımız halde başkalarına öğüt vermek bizlerin en çok yaptığı şeydir. Bazen anne baba, bazen eş, bazen yönetici, bazen eğitimci, bazen de toplum önünde bir lider. Bir takım ihtiyaçları giderebilmek için kimi zaman felsefe yapar, anlatır da dururuz. Ne demeli? Genlerimizde var. Nasihat büyükten küçüğe…

Şimdinin modası yaşam koçluğu! Yani kişisel gelişimcilik. Modern dünyada ayakta kalabilmenin, güçlü olabilmenin yegane yolu tavsiye almak. İşin uzmanlığına inen siyasetçiler bile artık hitabetlerinde akıl hocalarına danışıyorlar. Gerek teknik yöntemler gerekse de hipnotik yöntemlerle kelimeler ve cümleler güzelleşmeye başlıyor. Ancak bu gücün iyi insanların elinde olması gerekiyor. Çoğu zaman maddi çıkarlarımız veya gelecek kaygılarımız hak yolundan ayrılmamıza neden oluyor.

Herhangi bir işin uzmanı, o işe uzun yıllarını ve maneviyatını adamış kişilerdir. Adı üzerinde uzman. Bilmek; bilmek için çok okumak ve de araştırmak zorunda.

İşte bu yazımı hayatını ilim yapmaya adamış doğru yoldan sapmayan insanlara ithaf ediyorum.

21 Ocak 2015

Ümit Sedat Bayram
Kişisel Gelişim Uzmanı & İş Hukuku Uzmanı